Şarap, yağmur ve elma...

|

Hımm, gelelim Yıldız Yağmurları'nın pek heyecanla eşlik etmek istediğim, yazmayı teşvik edici oyununa. 'Özlem' olmuş ilk konu başlığımız. Aslında bunu öğrenmeden önce konunun 'Elma' olduğunu sanarak, bir anımı hatırlamıştım. Ben 'özlem' hakkında düşünürken sizi 'elma'yla oyalayayım bari.:p

''Elinde iki elmayla geldi, birini iştahla, kütürdete kütürdete ısırırken diğerini bana uzattı. 'Kızım niye gelmedin ki yemeğe, Halis Usta senin sevdiğin o kabak yemeğinden yapmıştı, istersen çık, valla süperdi,' dedi. Yetiştirmem gereken işler vardı ve sessiz öğle paydosları, kafamı daha iyi toparlayabilmem için liman olurdu böyle zamanlarda. Uzattığı elmayı almadığımı görünce masama bıraktı, 'Al, hep öyle kahveyle çayla olmaz.' Beni düşünmüş elma getirmiş. Aklında ben varmışım, nasıl, 'yok sağol, benim en nefret ettiğim meyvadır elma,' diyebilirdim ki.
Birkaç saat daha masamda kaldı o elma, bırakıldığı yerinde.

Kafam, zaman geçtikçe daha dağılıyor, yapmam gerekenler beceriksiz el değdirmeleriyle kurtarılmaz duruma geliyordu. Taze havayı solumaya, her şeye yeniden başlamaya ihtiyacım vardı ama anlamıştım ki gün, o gün değildi. Kimselere bir şey demeden çıktım. Çantamı omzuma almış kapıdan çıkıyordum ki, son anda elmayı orada unuttuğumu hatırladım. Üzülürdü bırakmış olduğumu görürse. Döndüm, elmayı aldım ve çantama attım.

Yakınlardaki kuzenimin iş yerine gittim. Kuzenim bir psikoloğun asistanlığını yapıyordu ve o psikolog aynı zamanda yıllardır benim 'kafa doktorum'du. Zaten kuzenimin orada işe başlamasına da ben vesile olmuştum.

Beklenmedik şekilde beni karşısında görünce çok sevindi. Bir süre sıcak sıcak sarıldık. Güzeldi o günler değil mi K.? Biz niye ayrı düştük?

Hemen kahve yapmaya gitti, M. Hanım 3 saatlik seansa yeni girmişti. Yani 3 saat bölünmeden sohbet imkanımız vardı. Son anda, 'şarap açmıştık M. hanımla, ister misin?' diye sordu. 'İlaç olur valla!' dedim hemen. O en sevdiğim beyaz şarapla geldi. Genelde yapılırdı bu, yanlış değildi tavrımız. Yani kahve gibi, çay gibi, hatta kepekli kurabiye gibi ikram listesindeydi beyaz şarap.

Dolu dolu 3 saatin sonunda M. hanımı görüp, onunla da ayaküstü keyifli bir sohbet yaparak, saldım kendimi yeniden yollara.

Önce 'ahmak ıslatan' cinsinden çiseleyen yağmur hızını giderek artırdı. Nefisti! Şarabın, dahası 3 saatlik özlem yüklü sohbetin tadı damağımda, neredeyse huşu içinde ağır ağır yürüyordum, elimde ne bir şemsiye ne de kafamda şapka. İnsanlar kaçışıyorlardı, bina girişlerine sığınıp ne kadar süreceği belirsiz yağmurun dinmesini bekliyorlardı. İçimden 'şeker değilsiniz, erimezsiniz,' diye hallerine gülerken, onlar da 'sırılsıklam oldu deli,' diye gülüyorlardı belli ki bana.
Uzun sayılabilecek bir yolu, uzun sayılabilecek bir süre yağan yağmura aldırmadan yürüdüm. Bilen bilir, Şişli'den Beşiktaş'a, o en sevdiğim güzergahta. Artık İTÜ'yü de geçmiş kendimi yokuştan aşağı salmıştım ki, sonradan nicedir arkamdan geldiğini fark ettiğim o kız yanaştı yanıma. 'Şemsiyemde bir kişilik boş yer var, gelmek ister misiniz?' Yine aynısı olmuştu işte, sabah elmayı sevmediğimi söyleyemediğim gibi, şimdi de yağmurda yürümeyi tercih ettiğimi söyleyememiştim. Böyle sıcak bir teklife, sıcak bir yalanla karşılık vermek hiç zor olmadı, 'Memnunluk duyarım.'

Şimdi hatırlayamadığım bir dolu şey konuştuk o kısa yol boyu. Hayatıma ansızın biri daha girivermişti tatlı sohbetiyle. Az sonra çıkacaktı, biliyorum. Ve bu koca şehirde onunla bir daha karşılaşmam mucize olacaktı. Ama anılarımda yerini alacak, yaşanmışlıklarımı daha zengin kılacaktı.
İskeleye indiğimizde uzaktaki durağa bakıp, 'Ayy otobüsüm kalkmak üzere! Tüh be, ilaç içecektim bir şeyler atıştırmam lazımdı!' diye heyecanla hayıflandı. Hemen çantamdaki elmayı çıkarıp uzattım, 'Bu işini görür mü?', 'Harikasın!' diye neşeyle aldı elmayı. Çok kısa sürede karşılıklı teşekkür ettik ve koşarak gitti.

Islanıyordum yine. Ne zaman kalkacağını veya yetişip yetişmeyeceğimi umursamadığım vapura doğru yavaş yavaş yürüdüm. Telefonum çaldı. Sevgilimdi arayan, bu akşam Ankara'ya gideceğini, gitmeden önce görüşmek istediğini söylüyordu. Daha da mutluydum şimdi, adımlarımı hızlandırdım vapura yetiştim.
Vapur çıkışında sırılsıklam halimi endişeyle karşılayan o günkü sevgilimin şimdiki eşimin boynuna sarılıp, 'Olsun,' dedim, 'ben böyle de mutluyum.'
Ona elma hikayesini anlattım detaylarıyla. Çok önemsemedi, çünkü bir elmayla iki kişiyi de memnun etmiş olmamın keyfini yaşamadıkça bilemezdi...''

7 yorum:

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Bak elma deyip geçmemek lazımmış, ne hikayeler varmış değil mi? Ne güzel olmuş, eline yüreğine sağlık.
Şimdi de özlem üzerine beklemedeyiz;)
Sevgiler.
Dilek

––––•(-• ñµrtâñê$ï •-)•–––– dedi ki...

çok güzel bişey bu..bazen içinde bulunduğumuz andaki derin ruh durumunu,anlatırken karşıdakine yansıtamayız,bazende onlar o kırılma noktamızı anlayamazlar..dinleyecek birileri olması bile yeter değil mi?hele burda:))
ben hala senden haber bekliyorum şablon için,savsakladım sanma sakın.adresin şifren ve sen lazımsın bana ok?

'Annem'in kalemi... dedi ki...

Dilek, özlem çok zor yaa!:)) Biraz daha düşüneyim.;)

Nurtanesi, ben senin yorumundan beni nereye çağırdığını anlamamıştım. Demek sayfana gelmem gerekiyormuş. Peki ben şablonu nerede göreceğim? Ayrıca şifremi istemişsin, bunu vermeden olmaz mı? Yani sen bana tarif etsen başarabilir miyim ki acaba?:)Bilirsin, şifre özeldir;)

––––•(-• ñµrtâñê$ï •-)•–––– dedi ki...

Senin önceden belirlediğin bi şablon olmadığı için görmen gerek canım,dolayısıyla zaten şifren sen msn de olmadan lazım değil,ve zaten işimiz bitince değiştirmeni rica edicem..
dilek sağolsun ne istediği belli olduğu için yolladı şifreyi ben bloggerde oturum açtım sadece mailleştik yaptıktan sonrada teslim ettim.
emrede aynı şekilde,değişmemişte şifreyi belki gene bişi ister diye:))
yani aman yanlış anlama olmasın sakın,mail şifresi değil benim istediğim,blogu açmak için gerekli,artı sende yanımda olmalısın zaten yada sen mail adresini bırak bisürü şablon yollıyım kendin dene..öpüyorum

'Annem'in kalemi... dedi ki...

Nurtanesi, ben şu teknolojik konularla ilgili ne kadar özürlü olduğumu söylememiştim sana sanırım:)
Şimdi anladığım kadarıyla msn'den yazışmamız gerekiyor ama bir süredir benim msn'im problemli, virüssel bir şey var sanırım açamıyorum, ama yakında düzelecek.

semaksu@yahoo.com

buraya şablonları mail atarsan seçim yaparım sonra seni gmaile eklerim oradan yazışarak yardımını alırım. Teşekkür ederim yardım perisi:)

sessiz balik dedi ki...

bilmediğin bişi var
o elma ile üçüncü bir kişiyi daha memnun ettin
bu hikayeni okuyanı:)

ss dedi ki...

Sevgiden çıkan, nefretle buluşan ve ihtiyaçla noktalanan...elma! bu kadar basit değil...