Teselli

|

Zamanın sizden çok şey alıp götürdüğünü düşünüyorsanız...

Üzülmeyin,

Çünkü sizi tüketirken kendi de tükeniyor en nihayetinde.


Önceleri tabela hep aynı skoru gösteriyordu; Zaman: 1 Ben: 0. Ne zaman ki teselli olarak bu gerçeği sahiplendim, daha kolay kabul edilir bir karşılaşmaya döndü hayat. Tamam, aramızdaki sayı farkı hiçbir zaman kapanmayacaktı ama o kendi kalesine gol attıkça benim hanem kurtaracaktı kendini sıfırdan.

Süper lig şampiyonu mahalle takımına karşı oynuyor. Aradaki güç farkı bu kadar açık.

Maçın ilk devresi bitmek üzere, ilk yarının uzatma dakikalarındayım şimdi -yaş 34-. İkinci devre çok daha çabuk geçecek, biliyorum, bunun için daha soyunma odasına gitmeden kendimi sahada hazırlıyorum. Tek kişilik takımım ben; kaleci, forvet, antrenör, masör... hepsi ben! Dahası seyirci bile yalnız 'ben'!

İkinci yarıya çok iyi hazırlanmalıyım. Sağlam basmalıyım. Uyanık olmalı, yorulmamalı ve asla topu taca atmamalıyım! Çünkü rakibin istediği o, topu ele geçirip, mücadelenin son dakikalarına kadar eli boş, oyalamak beni.

Şimdilerde skor ne bilmiyorum ama yediğim onca gole rağmen sahada fırtına gibi esmeye kararlıyım. Başım dik ayrılacağım bu karşılaşmadan. Bunu yürekten istiyorum.

Diyorum demesine de...


Ah bir de aynalar olmasa...

Akıl yalana göz yumsa...



Not: Konu resmi Szekely Gabor'a ait. Bu blog tuhaf bir şekilde karşıma çıktı.:) Resimlerini kullanmam konusunda izni var. İncelemenizi tavsiye ederim.







17 yorum:

Aysegul dedi ki...

Sevgili Geveze Kalem, bir de şöyle düşün hayat belki de 2. yarıda daha tatlı. Bazı şeylerin kıymetini daha da biliyor olacağız...

Butterfly dedi ki...

Sevgili Sema,bak bu konuda Can Dündar ne diyor; Otuzbeşime bastım geçen hafta... İlk yan bitti: Hayat: 1... Ben: 0... Ama belliydi böyle olacağı... Nicedir başlamıştı belirtiler:

Yolda çocuklar "Amca şu to­pu atıversene" diye seslendik­lerinde kuşkulanmıştım ilkin...

Sonra saçlarımdaki beyaz tel­ler tescilledi yarı yolun ufukta göründüğünü...

Baktım, lise fotoğraflarım sa­rarmış, sınıf arkadaşlarım yaş­lanmış. Eş dost sohbetlerinde sağlık ve çocuk konuşulur ol­muş... seyahat ve aşk yerine...

Gök gibi gürlemeye alışkın müzik setimin ses düğmesini kısar olmuşum, içindeki uçurt­manın ipini cekercesine...

"Bizim zamanımızda" diye başlayan nu­tuklar atmaya başlamışım mezuniyet törenle­rinde -hayret! daha dün değil miydi benimkisi?

Yıllar yılı dudak büktüğüm 'ölümden son­ra hayat masalları' na kulak kabartmaya baş­lamışım gizliden gizliye...

İple çektiğim haziranlara sırt çevirmişim.

Yaşamın orta sahasına girmişim... irkilmişim........

Baktım ki ikinci yan kapıda... ve hayatın ceza sahası yakın...

Doldurdum bir kara kutuya 35 yılın hesabını. Acılar, sancılar bir çekmecede, sevdalar diğerinde... Bir yerde hüzünler ve korkular, bir üstte sevinçler ve zaferler... Kat kat, dizi dizi dizdim kullanılmış takvimlerimi...

Sabırla kapattım kutuyu, sevgiyle mühürledim ağzını...

İlk yarı bilançom o benim:

Yangında ilk kurtarılacak... kazada ilk açı­lacak...

Yarımlar tam olduğunda kara kutuyu açıp bakanlar teşhis, koyacaklar halime... "Çok mutlu olmuş, fazla yüksekten uçmuş zavallı" diyecekler, ya da "sebepsiz alçalmış... Bile bi­le vurmuş kendini dağlara..."

Fakat kara kutu ancak bir kısmını söyleye­cek hikayenin...

Kalanı benimle gelecek...

Dağların yamaçlarına savuracağım en mahrem hatıralarımı...

Reyhanlar saklayacak sırlarımı..

Skoru bir tek Ege'nin sulan bilecek... Deni­ze kavuşabilirse eğer içimdeki nehir... Hayat: 0... ben 1....

Geveze Kalem dedi ki...

Ayşegül, ikinci yarı tabii ki daha tatlı olacak, kıymet bilmek desen o biçim!:) Çukulatanın son diliminin keyfine varır gibi mesela. Ya da bir çocuğun herhangi bir oyuncağını başkasına teklif edersin de birden o oyuncak kıymete biner ya, tıpkı öyle:) Ama olsun öyle ya da böyle güzel geçecek. Umarım yanılmıyorumdur:)

Butterfly, Ali Poyrazoğlu'nun şiirinden sonra bu bana işaret ettiğin ikinci benzerlik oldu.:) Bir yerlerde hata yapıyorum ama nerede?:)

Butterfly dedi ki...

hata yok sevgılı Sema, hata yok! sadece hos bır benzesme cıkıyor ortaya, Can Dundar'ın dusunduklerını senın beynın de dusunmus olamaz mı? bundan daha sevımlı ne olabılır kı:) Ben bir keresınde bır kıtabı okurken kendı kendıme "ama bu paragraf benım cumlelerım yaaa, o benden once calmıs yaaa" dıye hayıflanıp, sonra da kendı kendıme bu bır ısaret kendıme benzeyenlerı nerede olursa olsun cekıp buluyorum demıstım:)30. yas gunumde huzunlenıp,aynı duyguyu bır de 50 yasımda hıssedecegımı de bana Buket Uzuner soylemıstı ıste, Sevgıler,

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Sema'cım ikinci yarının daha bir tatlı olacağına bende inanıyorum hani hayata daha bilgece bir bakış belki de...
"ben ne yaptığımı biliyorum" havasında daha güvenli ne dersin? En iyisi dediğin gibi tadını çıkara çıkara yaşamak lazım...
Sevgiyle kal

sessiz balik dedi ki...

acaba anneannem veya daha önceki nesil , yaşamak deyince bir skor tabelası getirir miydi gözünün önüne ? yani biyerden sonra mı başladı bu "yarış atı" gibi çocuklar yetişmesi mevzusu
yoksa ..
bana öyle geliyor olabilir.

SS dedi ki...

hayatının "seyircisi" sadece kendinmisin? peki ya onlar?
o hayata gıpta ile bakanlar, ama asla söyleyemeyenler...dahil olmak isteyenler, ama olmaya da korkanlar...o hayattan pay çıkaranlar, ama çıkarılmış paylarla ne yapacaklarını bilemeyenler...adım atanlar, geri çekilemeyenler...
hayatını dışarı taşırmış bir insan olarak, seyircilerin çok...
ONLAR...

Geveze Kalem dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Geveze Kalem dedi ki...

Sevgili Dilek, eğer daha 'güvenli' bir ikinci yarı bekliyorsa beni, bu hayatın daha tatsız olacağı anlamına gelmiyordur umarım. Yani diyorum ki hem şöyle bol maceralı, eğlenceli, hareketli olanından olsun, hem de güven bir limanımın adı olsun;)

Özlem'ciğim, vallahi haklısın.:) 'Ne kazandık? Ne kaybettik?' listeleriyle boğuştuğumuz hayatlar yaşar olmuşuz artık.

Sevgili SS, hayatla kendimiz arasındaki maç ne yazık ki seyircisiz oynanıyor. Her iki takımın tek tanıkları yalnız ve yalnız tekil takım oyuncuları. Ama onlar diyecek olursan eğer...Onlar... Çok oyunculu bir tiyatro gösterisinin gel-geç seyircileri... Perdenin önünde bir oyun sergilerken cümle aleme, gerisinde top koşturuyoruz özel sahamızda kendimizce. :)

Yaşamın Kıyısında dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Yaşamın Kıyısında dedi ki...

ikinci yarıyı tamamlamaya az kalmış olan ben derimki
Yaşamı mükellef hazırlanmış bir sofra olduğunu düşünürsek, ilk yarı dediğimiz 35 yıl aperetif demektir.
ikinci yarı, ana yemekler arkadan gelir sıcak sıcak eh yemeğin sonundada tatlı olduğunu düşünürsek.

Geveze Kalem dedi ki...

Sen şimdi ikinci yarıyı tamamlamaya az kalmış kişi olarak kendini gösterip beni üzersen ben de derim ki, 'Ben genelde aperatiflerle doyup masadan kalkarım hep.'
E şimdi ne olacak?
Üzmeyelim, üzülmeyelim anneciğim;)

(Not: Bu yorum ablamın dediği gibi, 'körlerle sağırlar birbirini ağırlar,' misali oldu biraz:))

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Ben üzülesin diye yorum yapmadım seni tatlı yemeğe davet ettim o kadar. Hem sonra ikinci yarıdan sonra gelen uzatmalar da tatlısı bu işin onu anlatayım istedim.

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Sema'cım SS en son "zaman" derken İlkay'da yeni kelime "hayal" olsun diyordu. Yeni kelimemizi hayal olarak kabul edelim mi..

Geveze Kalem dedi ki...

Ne demek, elbette ki:)) Bakalım hayallerimizi neler süslüyormuş;)

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Çok kolay işte burdan hemen ekleyebilirsin;))http://www.eklesene.net/kayan-yazi-ekle.html

sessiz balik dedi ki...

sema nerde sema ?