Sana Emanetim Var İstanbul...

|
Hazır 'İstanbul' demişken, sarmaş dolaş yaşanmış bir geceyi henüz taze taze cümlelere dökmüşken, daha önce de İstanbul'a dair karaladığım satırları paylaşmak isterim.

Ne çok aşığın geldi geçti, ne diller döküldü, ne yazılar yazıldı yüzyıllardır sana olan tutkuya,
sevgi kadar içmeden sarhoş eden, kadın ruhlu İstanbul...
Ben de düşmüşüm bu aşka, daha ilk gün gözlerimi senin kucağında açtığımda hayata,
kabulün olursa dökeceğim tutkum kadar büyük kavgamı birkaç satıra.

Seyreylerim uzaktan, ne zaman geçsem boğazına takılı betondan bir kolye gibi
şu kalabalık köprüden, cânım sularının üzerinde parlar yer yer çatlakların,
kadın bedenindeki yaşanmışlıklar gibi, hele bir de güneş parlıyorsa tepeden.
Görünmez derdin, anlaşılmaz kirin onca yüksekten, tıpkı makyaja bulanmış, elbiselere dolanmış, takıp takıştırmış, ruhunu saklamış bitap bir kadın gibi.

Ama gören göze perde yok, tutkum kadar derdim olan İstanbul,
seni milim milim bilirim, kendim kadar, yüreğim kadar, sırrım kadar bilirim,
saklasan da ne fayda geceleri inci tanesi ışıklarınla...

Bir insan ömrünün yarısı kadar zamandır sızmışım artık sana,
sinmiş geçmişim aşınmış sokaklarına, bahçelerine, caddelerine, kahvelerine, çeşmelerine, saraylarına, evlerine, hatta ağaçlarına, taşlarına, cânım vapurlarına, tramvayına...
İzim sende kalmış,
dedim ya kavgam da seninle tutkum da, kurtulamıyorum ne yapsam da.
Hâlâ yaşıyorum sende, yarışıyorum seninle.

Günbegün kirlenen silüetine, batağa saplanan eski bir dostu izler gibi
üzülüyorsam da çaresiz, elim uzanamıyor artık sana, gücüm yetmiyor,
tek başına olmuyor cânım İstanbul, biraz da sen göster gayret.
İyileş artık, kuvvetlen, derdini saklamadan süslen püslen.

Çünkü bir emanetim var artık sana.

Bir can getirdim, benden çıkmış bu dünyaya.
Ağlatma onu İstanbul, üzme, derde düşürme. Kavgası olmasın keşmekeşinle.
Onu benim gibi dar sokaklarında, yalnızlıktan üşütme. Dost elini uzat, hatta ana ol benden sonra yerime.
Sana en değerlimi getirdim İstanbul,hayata gelmemdeki tek nedenimi...
Biricik, severken bile ağladığım, gönlümdeki en büyük tahta sahip,
eşsiz kokulu bebeğimi...
Onu sev İstanbul, koru, kolla.
Çünkü günü geldiğinde, bayrağı benden devralıp, uzatacaktır şevkatli kollarını sana...

12 Mart 2007 İstanbul/Üsküdar

8 yorum:

ebru dedi ki...

sen kararlısın, bana istanbul'u sevdireceksin!

Geveze Kalem dedi ki...

İstanbul en güzel uzaktan sevilir. Arada bir eğlenmeye, etkinliklere katılmaya, boğazda bir kahve içmeye ya da güzel bir parkta (ki bu Fenerbahçe, Ulus ya da Özgürlük Parkı olabilir) kahvaltıya, bazen de ormanda ya da kıyılardan birinde (ki Şile'yi ya da Ağva'yı tercih ederim) mangala gideceksen eyvallah! :) Yoksa trafiği, yap-boz caddeleri, hava kirliliği her gün katlanılır gibi değil.

Butterfly dedi ki...

Aslında başka bir cumleyle başlauacaktım ama yorumunu gorunce yukarda, "İstanbul en güzel uzaktan sevilir" demişsin ya, uzaktan sevilirken acı veriyor sevgılı Sema; İstanbul'u severken eğer onun içinde,ona yakın,ona sahip hissetmezsen kendini çok acı cekiyorsun, sonra benım gıbı ömrünce ne zaman biteceği belli olmayan bir sürgğne gonderılmıs hıssı yapısıyor heryerıne, ıslak ıslak ve bırakmıyor yakanı, o hıc bır yere ait olamama duygusu. Barıs umarım İstanbul'u anlayacak kadar ona yakın durur. Ve dusundum de bu yazıyı 30'lu yaslarına geldıgınde okudugu zaman, şimdi senin hissettiklerini anlayacak muhtemelen ama anneyle cocuk arasındaki en kötü ve telafı edılemez durum bu olsa gerek; hıc bır zaman aynı yasın tadına bırlıkte varamayacaklar, bu yuzden bırısı erken, dıgerı gec kalmıslık duygusundan sıyrılamayacak:(

etki alanı dedi ki...

Ne kadar sevmiyorum desem de şunu görüyorum;İstanbul bağımlılık yapıyor,çünkü sadece ben,30 yıldır kurtulmaya çalışıyorum,kurtulamıyorum.İyi ve kötü tüm yaşantımı ele geçirmiş vaziyette.Zorla evlendirilmiş gibiyim.İnşallah boşanacağım..Allah sevenlere bağışlasın İstanbul'u
Tütü

sessiz balik dedi ki...

başka bir şehirde yaşamış olsan , ömrünün çok uzun bir süresini o başka şehirde geçirmiş olsan , o şehre dair de yine müthiş bir hikayen olurdu Sema . Evet , farklı bir yer İstanbul kabul ama en nihayetinde bir yer . Mesele nerede olduğun kadar orayı nasıl yaşadığında , yaşadığını nasıl dillendirdiğinde...
Sen hikayelerini dillendirdikçe ben kalemine hayran bakakalıyorum çizdiğin o resimlere .

günbegün dedi ki...

ne çok çekerdi canım eskiden istanbulu :) içinde yaşarken bile ,bazı semtleri,burnumda buram buram tüterdi.ahh bir boğaz turu yapsam derdim zaman zaman...
şimdi ise,senin gibi endişeler taşıyorum,bir emanetim var,istanbul'a bende serzenişte bulunuyorum,ama bu sefer uzaktan :):)
bir gün gelirde ,canım yarısını örseleme e mi İstanbul,üzme,hırpalama...
şimdi uzak ama yakınında biri olarak,özlem yerine keşmekeşliğini nasıl çekmişim diyorum :(
canımın içindeki canında bunları yaşamaması için,istanbula biraz uzak,ama hemen yanı başında büyütmekte artık kararlıyım.

Aslı dedi ki...

İstanbul… Gözümün gördüğü, dilimin söylediği, içimin hissettiği, hasretliğim sevgili İstanbul… Kıskandım seni hep sevenlerinin gözünde görünce, dilinden duyunca ama bir tek bugün “O”ndan kıskanmadım seni… Ne kadar güzel görmüş ne güzel anlatmış seni, hissetmiş… Sokaklarında turladım onun sayesinde, boğazına baktım, derin derin iyot kokulu rüzgârını soludum… Çok özlemişim seni, çok!! Sevgili Geveze Kalem (isminizle hitap etmek isterdim) kaleminize sağlık, yüreğine sağlık… Sizi kocaman öpüyorum

Geveze Kalem dedi ki...

Butterfly, İstanbul'dan seyahatler harici uzak kalmamış biri olarak bahsettiğin 'sürgünde' hissini anlama şansım yok sanırım. Ama bu sadece İstanbul'a karşı hissedilen bir şey olmamalı, doğup büyüdüğün, anılarını bırakarak göç ettiğin her yer özlemle, bazen de acıyla anılıyor olmalı.
Barış da benim gibi bakar mı İstanbul'a bilemiyorum. Belki geleceğini başka şehirlerde, ülkelerde kurmayı tercih eder. Ama annesinin şehri olarak her zaman İstanbul onun için özel kalacaktır.

Tütü, zorla evlendirilmiş gibi olmak tanımına bayıldım.:)) Evet bazen (hatta çoğunlukla) böyle bıktırır adamı.:)))

Özlem'ciğim, nasıl desem, o senin güzelliğin.:))) Bazen böyle övgülü sözler durunca dönüp yazımı tekrardan okuyorum, acaba başkaları nasıl görmüş diye.:) Teşekkür ederim, ne diyebilirim ki...

Segili Aslı, bana kısaca Sema diyebilirsin.:)))
Ah özlem duyan biri daha demek!:) İstanbul'la kavgamı, sevgimi, tutkumu biraz olsun hissettirebilmişsem ne âlâ... Güzel sözlerin için teşekkür ederim.