Ah be hayat...

|
En sinsi dosttur 'zaman.' Dertleri, kederleri, acıları, hüzünleri unutturacağı garantisini verirken güzel anıları da bir bir siler adamın zihninden.

Haftalar önce sevgili Yıldız Yağmurları, unutma korkusuyla bir ânını mühürleyişini, ''belki diyorum bir gün gelecek hatırlamak gerekecek bu anları, bir yaraya merhem, bir yalnızlığa yaren olacaklar,'' cümleleriyle betimlemişti ya, belki bana dair, benden bir duyguyu anımsattığı için tekrar tekrar okumuş, tekrar tekrar düşünmüştüm üstünde.

* * *
Akşam saati yatakta uyku halleri... Küçük kuzu kendince mırıldanıyor; anlamsız algılanan anlamlı birçok kelime... Belli ki uykuyla çarpışıyor, direncini ispatlamaya çalışıyor, nafile! Tam sol kolumun üstünde, kalbi kalbime yaslı, bir eli avucumu yokluyor, çıplak tombul ayakları sımsıkı bana sarılı... Yek vücut olmuşuz , sanki 18 ay öncesinde bir gündeyiz yeniden, iç içe... Uyuyup uyumaması umrumda değil, kapayıp gözlerimi dinliyorum, sadece onu, bütün seslerini; bazen fısıltılarını, bazen mırıldanışlarını, bazen bağırışlarını ve hatta saçlarının titreşimini, kalbinin atışını, nefesinin sesini... 'Tamam,' diyorum, 'hepsini kaydettim! Unutmam artık.' Söyle sinsi dostum zaman, unutturacak mısın bunu da bana? Boşa mı unutmamaya dair bu çaba? Ama biliyor musun sana fark ettirmeden gözlerimle çarçabuk fotoğrafını da çektim o ânın. Senden kaçırıp hemen sakladım kendimce, zihnimde en uç köşelere. Hani tam öpüp koklamıştım ya gerdanını, atmıştı yine cıvıl cıvıl bir kahkaha, kollarımın üzerinden göğe kaldırmıştım hâlâ gülerken... Bulur musun o ânımı da sakladığım en dip yerde? Siler misin bir gün bana hiç hissettirmeden?

Yaparsın, biliyorum. Zaten sana karşı savaşmayı ben çok eskilerde bıraktım. Belki hüznü unutabilmenin rehaveti önde geldi, güzellikleri de bir bir postaladım...

Bilmem ki kaçındaydım, ilk beşimdi belki, bir oyuna başlamıştım seninle. Hiçbir şeyi unutturmazsan zihnimin bir gün dolup taşacağını anlamıştım. Bir anlaşma yapmıştık seninle; en azından bir sembol bırak bana o güzel anlardan demiştim, tereddütsüz kabul etmiştin. Şimdi öyle yüklü ki sembol klasörüm zihnimde, olur olmaz yerde açılıveriyor, o ânı değilse de duygusunu dolduruyor yüreğime.

Şimdi yeniden gözlerimi kapıyorum ve sen o huzur kokulu ânımı yok etmeden evvel bir sembol arıyorum...
Işık olsun mu? Mesela ben ne zaman ışıksız kalsam içime o huzur ânını ser yine; cıvıltılı kahkahaların coşkusuyla atsın kalbim, kulaklarımda eşsiz mırıltılar ve burnumun ucundan yavrumun incecik kokusu geçse... Aydınlansam dipsiz karanlıkta, huzurla dolsam, gülümsesem birden; neden olduğunu bilmeden.

Ah sinsi dostum zaman, bakma sana serzenişime. Uykularıma sığınıp senden kaçıyorsam da, bakma, biliyorum ki çarem yine sende.
Üç ayaklı bir masayım bugünlerde, eksik tarafım sana yaslı. Ya sen de gidersen?...

15 yorum:

fikriminincegülü dedi ki...

Yok yok unutturmasın. Hele o gıdısından öptüğünde çıkardığı kahkaha ile fingirdeme arası sesi asla unutturmasın.:) Harika bir yazı. Hani koy kenara, oku okuyabildiğin kadar. Kalemine, yüreğine sağlık. Sen hep geveze kal lütfen.:)

Cocukla Cocuk dedi ki...

dertlerimizi unutmak isteyip zamana sığınıyoruz, güzel anlar ise kendiliğinden zamana yeniliyor, günlükler yazıyoruz kaydetmek için. yazı , yazılan daha kalıcı oluyor. ama yinede zamana yenilenler oluyor içinde. geçenlerde çok eski günlüklerimden birine göz gezdiriyordum, orda okuduğum bir an vardı ki, unutmuşum aslında ben o mutlu anı, gözlerim doldu. o ana döndüm okuyunca çabucak hatırladım herşeyi unuttuğuma hayret ederek

evvelzamanicinde dedi ki...

güzel yazı... Ben de kuzumun hiçbir halini unutmak istemiyorum...

ebru dedi ki...

diyecek birşey kalmamış ki semacım, okudum, bayıldım.. zaman sana unutturmasın hiçbir güzel anını, hep gizle sen onları saklı kalbinde..

zeynep irem dedi ki...

eyyyy güzel allahım biz ne yapacagız bu kadar duygu yüklü bulutlar içimizdeyken.Korkuyorum birgün bir şimşek çakacak ve ortalık toz duman .Bu kadar mı birikir bir insanın içinde duygular bu kadar mı dolar o yürek. Yazıyı okurken zihnim hızla yazıdan uzaklaşıp hem okuyup hem düşündürdü beni; bir çok insana göre altı üstü çocuğunu uyutmak ama bir çoguna göre aşkın doruklarında dolaşmak .Benim cadıyla hala çogu zaman birlikte uyuruz çünkü yemişim çocuğun gelişimi için odası mutlaka ayırılmalı anne yanına gitse bile uyuduktan sonra ayrılmalı tezlerini.Kızım büyüyor doktor verebilecekmisin bana o mis kokusunu içime çekemeden geçirdiğim zamanları .Gün gelecek cadım 30 lu yaşlarına geldiğinde uyuyacakmı bakalım kendisini anlamamakla suçlayacagı annesi ile .Hep böyle olmazmı bir sonraki nesil hep anlaşılamamaktan bir önceki ise anlayamamaktan muzdarip.Peki güzel dost biz böyle burnumuz gıdılarında gözümüz kulağımız üzerlerinde yaşayıp giderken merak etmiyormusun bizim bu kuzular nasıl birer yetişkin olacaklar .Ben bu aralar kafayı bununla bozmuş durumdayım.Nasıl biri olacak benim küçük cadım.Ne düşünecek benimle ilgili .Onunla ilgili çabalarımı takdir mi edecek ama belkide tarzımı hiç beğenmiyecek.oooofffffffff.Bunca okuduklarımdan ,yaşadıklarımdan ,etrafımda gördüklerimden çıkardığım bir sonuç varki GÖRMEMİŞLERİN YANİ BİZLERİN ÇOCUĞU OLMUŞ AMA OHHH CANIMA DEGSİN İYİ Kİ DE OLMUŞŞŞŞŞ.Ya muhteşem bir gençlik geliyor sevgiyle yoğurulmuş ,ya da ..............Ya onlara verdiğimiz bu ultra yoğun sevgiden sonra hiçbir şeyin sevgisi hiç kimsenin ilgisi onlar için asla yeterli olmazsa. Ve yahut herzaman bu yoğunlukta sevgilere alışmış yavrular bu kıvamı arayıp durursa .Ve bunu aramanın telaşı ile yollarına çıkan minik mutlulukların üzerine basıp geçerlerse. Ama elimde değil ki az ile yoğurup az ile yetinmeyen çoğu bulamazı öğretememki içim gürül gürül coşarken hımmm gel bir öpeyim diyemem ki. Ne olacak bizim bu halimiz? Hani deli gibi kovalamaca oynadıktan sonra yüzümüzden ateşler çıkarken agzımızı musluğa dayayıp kana kana su içer gibi her anı içimize çekmeye çalışma derdimiz...................YAŞAYARAK GÖRECEĞİZ AMA İÇİMDE ÖYLE BİR HİS VAR Kİ burnumuzu gıdılarından ayıramadığımız kuzularımız gün gelip kendi hayatlarının peşine düştüklerinde o zihnimizde biriktirdiklerimizi gelin kızın çeyiz sandığı gibi açıp aaaaa unutmaktan ne çok korkardım unutmamaşım diyerek diyerek ve diyerek..................

zeynep irem dedi ki...

ayyyy ben bu yorum bırakma işini yapmıyacakmıyım........... oldumu bu sefer acep

zeynep irem dedi ki...

olmuş galiba yehuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu

Geveze Kalem dedi ki...

Sevgili İncegül, zaten zamana karşı bu kez ben bir sinsilik yapmak için yazdım bu yazıyı.;-) Eğer teknolojik aletlerinin düşmanlığına maruz kalmazsam, kalacak bu yazı, tıpkı o an gibi bir yerlerde.;-)

Sevgili çocukla çocuk, haklısın, yazı kalır. O yüzden ben de çokça ânımı kaydetmek için yırtınıp duranlardanım.:) Tam unutmuşken yeniden zihninde daha dün gibi canlanması ne güzel değil mi?:)

Evvelzamaniçinde, unutmaman dileğiyle.;-) Ama sen yine de zihnine güvenme, kendine bir defter ve kalem dostları edin derim ben.:)

Ebrucum en ince detayları bile hatırlayacak şanslı azınlıktansın sanırım sen.:) Kuzucukların hangi gün ne yedikleri bile yazılı neredeyse. Ne güzel, ne şanslı çocuklar...:)

Şule'ciğim bravo, olmuş en sonunda.:) Ama keşke bu güzel cümlelerini ziyan etmeyip bloğunda bir post olarak yayınlasaydın.:) Gerçi benim hiç şikayetim yok ama bu cümleleri ileride Zeynep de okumalı bence. Sen bunu aynen kopyala derim.;-)

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Unutulmaz Sema'cım, mümkün gelmiyor bana. Öyle bir büyüsü varki bu anların siniyor sanki tüm benliğine insanın... ama hatırlamanın tadına da varmak için unutmak şart sanki :))
Sevgiyle kal.

Yurtdışı Eğitim dedi ki...

geveze kalem yüreğine sağlık çok güzel bir yazı olmuş insanın içini titretiyor...

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Yavrusu, canımın içi,
O büyüyecek sen büyüyeceksin ve birlikte çok güzel anılarınız olucak. Birliktelikleriniz arttıkça unutulmayan birsürü anınız olucak, çoğaldıkca sanıcaksın ki eskileri unutulur, hepsi hafızaya kaydolmaz.
Hiçbir zaman bugünkü duyduğun duygu ve huzur unutulmaz. Nasıl ki bu yaşınız da bile bana hala kokunuz, elleriniz, ayaklarınız ta ki en başındaki gibi geliyor aynen öyle olucak. Sonra sende çifte kavrulmuşuna kavuşacaksın o zaman yanında yatanın sana verdiği duyguyu birgör hele. Karışık kokular, doyumsuz kokular. Torun onun için çok tatlı yavrum. Geçmişteki bebeğine kavuşma bir yerde.
Şimdi yanına alır yatar bir vucut olursun, daha sonra içine giremessin yavrunun. Ya gözlerine bakar yavrunun içine girmeye çalışır ya da satır aralarında ararsın.
Sizleri çok seviyoruz.

evrim (akira) dedi ki...

araya biraz zaman girince neden en sevdiklerimizin yüzünü ilk önce unutuyoruz? sadece bana mı oluyor acaba?

zeynep irem dedi ki...

işte budur.......... bence bu yazıya son nokta budur sevgili yaşamın kıyısında annen sanırım olayı bitirmiş.Halk arasında buna tecrübe deniyor.Sevgili yaşamın kıyısında ellerine kollarına sağlık torunlarınızla nice mutlu yıllara inşallah.Bu arada annesine bak kızını al tezide böylelikle bilimselliğini kanıtlamıştır ahaliye duyurulur.

Geveze Kalem dedi ki...

Dilek'ciğim ne güzel söylemişsin; hatırlayabilmek, unuttukça güzel.:)

Yurtdışı Eğitim, çok teşekkür ederim.:) Sevgiler...

Yaşamın kıyısında, biz de seviyoruz.:)

Evrim, yok yok bana da oluyor. Tabii çok iyi tanıdıklarımın değil.;-)

Şule, o zaman seni anneme havale ediyorum.:))

global yurtdışı eğitim dedi ki...

çok güzel söylemişsin.