Hey Gidi Merkür! :)

|

1 haziran 2009... Ayın ilk günü, haftanın ilk günü, yaz mevsiminin ilk günü... Yeni bir şeylere başlayabilmek için ne kadar güzel bir gün, özellikle biraraya toplanmış gibi...

Buna benzer satırları geçtiğimiz sonbaharın ilk günü de karalamıştım bloguma, bu yazıda. Hatta o yazı şöyle devam ediyordu: "Epeydir tekleyen bilgisayarım meğer ciddi ciddi hastaymış. Yatırdık hastaneye çaresiz. Doktorlar bunca sürenin üstüne hâlâ 20-25 gün yatacağını söylüyor. 'Off'lamaktan başka yapacağım bir şey yok bunun üstüne.
Dolayısıyla bir boşluk içindeyim bugünlerde. Emanet bilgisayar bulur bulmaz atlıyorum hemen. Ama bu da çok tatmin edici değil açıkçası. Başkasının mutfağında yemek yapmaya çalışmak gibi; zevksiz ve zor! Elini attığın an tuza, bibere ulaşamamak gibi...
"

Tarih neden böyle manasız bir meselede tekerrür eder, hiç anlamam. Şaka gibi valla; ayın, haftanın, yeni mevsimin ilk gününde, yine bilgisayarımın bozuk olduğu haberini duyuracağım. Ama bu kez hasta falan değildi, hatta en son hastane ziyaretinden çakı gibi çıkmıştı. Bu kez tek suçlu MERKÜR! Bunu da Burcu'dan öğrendim, öyle yazıyordu bu yazısında. Hatta yazıda verdiği linkte, "bu dönemde bilgisayarlarınızın back-up'ını alın yoksa tüm bilgilerinizi kaybedebilirsiniz" cümlelerini okuduktan sonra eğer acil olarak dışarı çıkmam gerekmeseydi hemen tavsiyeyi uygulayacaktım. Eve döndükten sonra halletmek üzere bilgisayarımı kapayıp, geri dönüşte ne denersem deneyeyim açamadım.:( Şimdi haftanın, ayın, hatta yazın bu ilk gününde yine emanet bilgisayardan, diğer benzetmemle 'emanet mutfak'tan yayın yapıyorum.

Hey gidi Merkür! Daha düne kadar benim için oğlumun en sevdiği ikinci gezegen oluşundan başka bir anlamın yoktu. (Tatürn(Satürn)'den sonra.:)) Eh artık ününü de duyduk, 'büyüksün ağbiii' muamelesi göstereceğiz demektir.

Hayır bi'şey değil ne zamandan sonra yeni yeni ısınma turlarına çıkmaya başlamıştım, yeni postlar yazıyor, blog ziyaretleri yapmaya başlıyordum.

Post fotoğrafına gelince;

Bir-iki haftayı hızlı bir tempo içerisinde geçirip, sonra kuma, güneşe, denize gömüleceğim bir tatile çıkacağım. Mümkünse gideceğim yerde fotoğraftaki renkleri bulayım. :)

Buradan da çıbanbaşı Merkür'e seslenmek istiyorum:

Sevgili Merkür, lütfen o zamana kadar ne yapacaksan yap, keyifle ve huzurla geçireceğim tatilime mani olma! Saygılarımla...


6 yorum:

sufi dedi ki...

Hey yüce Merkür; sen Lirini çalmaya devam et, bizlere ustalıklarını ve kelimelerini tekrarlat istersen.Kıvrak zekan bizim de zekamıza zeka katacak inan.Biz dans etmeye devam edeceğiz. Yazmaya ve masmavi sularda deniz tanrısı ve su perileriyle buluşmaya gideceğiz.Sevgilerimizle.

Prima Rima dedi ki...

Tatilmi dedi birisi ?
Ohhh süper...güle güle gidersin inşallah huzurla mutlulukla dinlenmiş olarak da dönersin:)O merkur varya o merkur bizdede neler neler yapdı.

Belgin dedi ki...

Gevezem, güzel güzel gider, güzelce dinlenir gelirsin insallah.

Merkür nasila bu aralar Blogger ve Google mesgul oldugu icin sen bak isine:))

Iyi tatiller diliyorum:))

elektra dedi ki...

merkür, mars, pluton felan, ne ister ki bizlerden, hele ki bilgisayarlardan, hiiiç anlamam:) ben geri gittim mi asıl, korksun o merkür:)

Geveze Kalem dedi ki...

Sevgili Sufi, Merkür ne güzel bir gezegenmiş.:) Ama tahmin etmeliydim, ne de olsa burcumun gezegeni.:)))

Aynen öyle Ebrucuğum, tatilllll! Adı bile dinlendiriyor insanı.:)

Belgin blogger ve google'a ne olmuş? Aaa çok şey kaçırmışım, bilgisayarım hâlâ bozuk, fazla fırsat bulamıyorum internete girmeye.

Elektra, hehe hee!:)) Yürü be, kim tutar seni.:))) Bak arkandayım ona göre.;-)

özlem dedi ki...

Bak şu yaramaz Merkür'ün yaptıklarına. Olur mu olur vallahi:)
Sevgilerimle...