Bulut

|



Önce bir su damlası olsam, güneşe gülümseyip ona uçsam. Sonra gökte dalgalansam, savrulsam, soğusam, bulut olsam... Rüzgarı kucaklayıp, fırtınaya jokey olsam, gezsem, dolaşsam, arasam, seni bulsam, tam üstüne yağsam... Kuraklığın benimle yeşerse, yüzün benimle gülse... Damla olup düştüğüm yerde sen olsam, sevgin olsam, seni ısıtsam, sarıp sarmalasam...
Diner mi göz yaşların güzel bebek?...



(Kelime oyunlarında bu zamana kadar, elma, özlem, kaybetmek, pencere ve en son bulut dedik. 'Herhangi'leri, 'önemli'ye dönüştürdük. Ben bu oyunu çok sevdim!:-) Hadi devam edelim...;-))

6 yorum:

Hüzünbaz dedi ki...

Birbirlerine ne güzel eşlik etmiş bulut, yağmur, fırtına..Emeğine sağlık..

'Annem'in kalemi... dedi ki...

Snin de bu kelimeyi yüreğine düşürüp, dilinden akıtan ruhuna sağlık;)

PERİLİ KÖŞK dedi ki...

merhaba ,aslında geciktim değil mi,bilmiyorum ne zaman geleceksiniz buralara am umarım yazdıklarım yetişir...
Amasra 'ya gelmeden kuş kayası yol anıtı (deniz göründükten hemen sonra yolun sağında takip edin ,kaçırabilirsiniz...)
kuşkayasını biraz geçince fahih sultan memhmetin Amasraya oradan bakıp bir çift laf ettiği manzaralı köşe (süper )
gerisi zaten aşağıda,kaleyi yukarılara kadar ara sokaklarıyla birlikte gezin mutlaka kaleden sonra ikinci kapıdan ağlayan ağaç kafe yazalı tabelayı izleyerek yukarıda kahve de çay içebilir manzara izleyebilirsiniz...
,büyük liman ,küçük liman ,çekiciler çarşısı....
ama en önemlisi,Amasra'nın poyrazı meşhurdur,hava hiç belli olmaz ,kalınca giysiler alın yanınıza ,rüzgardan üşüyebilirsiniz...
buralara gelip balık yemeden olmaz ,bütün balık lokantaları nefis balık ve salata yapar ancak fiyatlara dikkat artık buradakilerin de gözü açıldı,okkalı faturalar da çıkardıklarını gördüm,öğretmenevi herkese açık ,yer bulabilirseniz orada da aynı lezzet ve kalite de balık yiyebilirsiniz...
zamanınız varsa biraz ileride çakraz,daha da ötede tekkeönü kurucaşile ve gideros görülebilir...(harika bir koy)yaklaşık 2 saat uzaklıkta...
umarım yardımcı olabilmişimdir....

'Annem'in kalemi... dedi ki...

Bilgilendirmen ne kadar sevindirici:) Panik yok, bayramda değil 29 Ekim tatilinde gideceğiz zaten.
Bu yazdıklarını not defterime işliyorum ve yol arkadaşlarıma da hemen iletiyorum.
Tekrar çok teşekkür ederim, bahsettiğin her yerden geçerken seni anımsayacağım.:)

Butterfly dedi ki...

Tamam anlaştık:)sevdım kurallarıda, bır ara 5 kelıme oyunum vardı benım, okulda ogrencılere yapardım, alısmıstılar bu garıp hallerıme, ancak, senın de dedıgın gıbı bır duygu fırtınası beklemek sart:) ben "yarım hayatlar" yazısını yazdıgım gece, ince ince kanıyordum, yazmayı hep doğum sancısına benzetmişimdir. sonucta ortaya cıkan o mukemmel seyı de çocuga sanırım. Ama şimdi, oğlum yanımda değil, düzeltmeleri bitiremedim, duygusal olarak karmaşıgım,aklım işlerimde, daha berraklastıgımda yazacagım, ya da "bulut" ıle ılgılı bir cocugun bir gun, "ama neden bulutların golgesı yok" soylemının uzerıne dusunecegım:) Peki, sonra oyuna ben de bır kelıme ısteyerek katılabılecek mıyım?, Allahım neler soyluyorum, aslında yapılacak yıgınla ıs benı beklerken ustelık:)
Bu arada senın bulut ıcın yazdıgın yazıya, bundan daha guzel bır resım yakıstıramazdın! Sevgıler.

'Annem'in kalemi... dedi ki...

Bence ilk önce o çocuğun söylemini iliştir bir postuna, bu yeterince özel zaten.

Oyuna sırayla herkes kelime ekliyor, yeni kelime neden senden gelmesin?

O yazdığım yazıya fotoğrafı değil de, fotoğrafa yazıyı iliştirdim aslında:)

Bir duyguyu en zor kelimelerle ifade edebildiğimizi sanıyorum. Diğer hiçbir ifade biçimini(şarkılar, fotoğraflar, çizgiler, renkler, hareketler...) küçümsemiyorum ama onların bir hamleyle başarabildiklerini, kelimelerim hayranlıkla izliyor çoğu kez. Şimdi şu fotoğraf... bırak benim sıradan kelimelerimi, başka hangi güçlü yöntem bu kadar geçirebilirdi barındırdıklarını bir başkasına?