Küf

|
Birkaç cümlem vardı, hiç el değdirmediğim; açıkta kalmış, küflendi. Şimdi tutup çiğnesem beni zehirleyecek. Küfü de temizlenmiyor, namussuz; çekirdeğe kadar varıp, yerleşmiş. Atsan atılmaz, satsan satılmaz; elimde patladı cümlelerim.

Tüketmek gerek her şeyi; hem iyiyi, hem kötüyü. Vaktiyle harcamak gerek. Tüketmek, çoğaltmakla yüzyüze bakar benim köyümde. Köy dediysem, ovaları sevgiden, ağaçları fikirden, sıra dağları huzurdan yapılmış, gönül köyüm yani. Aklımdakileri demlediğim, çarsız çöpsüz tavşan kanı dile doldurduğum gönül köyüm... Orada bir tutuyorum tüketmekle çoğaltmayı; anlamdaş, kardeş, bir elmanın iki yarısı... Çoğaltmak için tüketirsin, mecbursun tüketmeye. Mesela tuhaf gelir bana, acı bir sonmuş gibi, "Sevgimizi tükettik," denilmesi. Olsun. Ya hiç harcamasaydın, o daha büyük kayıp değil midir ki? Ya da, "Zamanı tüketiyoruz," denilmesi... Zaman tükenmezse yaşanmışlıklar çoğalır mı hiç?

"Yazacak / söyleyecek her sözümü tükettim!" Hah, en güzeli de budur belki; doğmak gerek yeniden, hazneyi sıfırdan doldurmak gerek. Hem de önceki eskilere hiç değmeden, taptaze, dinlenmiş toprağa tohum serpmek gerek...

"Sabrım tükendi!" Oh be! Sabır da cimriliktir bir nevî. Belli sınıra kadar korumak tutumluluktur tamam da, bu cümleyi dedirtecek noktaya vardı mı sabır, zamanında gerektiği gibi harcamamışsın demektir. Ne demiştik; vaktiyle harcayacaksın ki, çoğaltasın. Eğer sabrı gerektiği yerde harcamaya başlasaydın, durum 'tükenme' noktasına gelecek kadar vahim bir hal almayacaktı. Sabrın fazlası hem cimrilik, hem de tembelliktir. Hatta korkaklık! Yersiz suskunluk, hareketsizlik! Çünkü mücadele vardır sabrın bittiği noktada.

Nereden gelmiştim bu noktaya? Hah, cümlelerim vardı, vaktiyle tüketmeyince küflendi diyordum. Bu yazıyı da zaten o yüzden yazıyorum; olur da aklım bunları kovalarken yazmazsam, gün gelir küflenir diye korkuyorum. Belki değerli belki değersiz, olsun. En nihayetinde el değdirmeden yararsızlar diyarına göndermektense, 'harcadım,' derim daha iyi...

7 yorum:

fikriminincegülü dedi ki...

Bazen işte tam da böyle hissediyorum. Kalıp, küfleniyorlar. Asıl o zaman zayi oluyorlar sanki. Harca gitsin aslında değil mi? Bu hissiyat da ancak böyle ifade edilebilirdi. Ancak bu kadar doğru kelimeler bir araya getirilerek, bu kadar güzel cümleler kurularak. İyi ki varsın Geveze Kalem.

Sek sek konusunda ise ne diyeyim. Yok iyisi mi ben bir şey demeyeyim. Sen anlatmışsın zaten 'dön baba dönelim' hayatımızı.

Sevgiyle...

elektra dedi ki...

boşver küfü müfü gevezeciğim, anneler günün kutlu olsun:)))

Geveze Kalem dedi ki...

İncegül,'dön baba dönelim!':)) Çok güldüm buna ve ilk kez duydum.:)
Ne güzel şeyler yazmışsın yine, çok teşekkür ederim.
Gecikmiş bir kutlama olacak ama anneler günün kutlu olsun.;-)

Elektra, yok yahu boşvermeyelim yine de.;-) Senin de kutlu olsun, cân-ı gönülden senin de.:)

ebru dedi ki...

güzel bir birliktelik, keyifle oynayan kuzuları seyre dalmak, arada onlarla kuma bulanmak, hatta suya batıp çıkmak bakarsın küflü kelimeleri bile temizler:-)
18 yap sen onu 18...

Aysegul dedi ki...

Ben aylak aylak gezerken sen yine bir dolu şeyler yazmışsın.. Öncelikle hemen adresini değiştiriyorum.
Sevgiler..

Cocukla Cocuk dedi ki...

Her şeyi zamanında yaşamak gerek.
Bazı yazılarımızı sözlerimiz, yaşadıklarımız küflenmesin , çocuklarımıza anlatmayı unutmayalım diye yazıyoruz.
Geveze kalem'cim, sana uğramayı da erteliyoruz, vakit darlığında okumak istemiyoruz yazılarını, sindire sindire okunmalı senin yazıların.
ama senin yazıların asla küflenmiyor bilesin.

Geveze Kalem dedi ki...

Ebrucuğum, valla o tabloyu yaşamayı öyle istiyorum ki en kısa zamanda.:( Küf mü kalır hiç?;-)

Ayşegül, sen gez. İster aylak aylak, ister değil. Gez ki seni keyifle okumaya devam edebileyim.;-)

Çocukla çocuk, yine güzel sözlerinle mutlu ettin beni, çok teşekkür ederim.:)
Vakit darlığı meselesi anlaşılmayacak şey değil, yakînen biliyorum.;-) İstediğin zaman gel oku, ben daha uzun müddet buralarda olurum umudundayım. Keza ben de sizin keyifli çalışmalarınızı vakit yaratarak takip edebiliyorum.:)
Sevgiler...