Su...

|
Küçükken, hatta ilk gençlik yıllarımda (ve tam hatırlamasam da belki anne olmadan önceki dönemlerimde bile) 'tuhaf' bir hayali yaşardım. Kendime sürekli, şu anda gördüğüm her şeyin kendi yaratımım olduğunu ve bunların tümünü sadece hayal edip maddeleştirdiğimi söylerdim. Aslında her yer boştu ve ben baktığım her yerde kendi dünyamı yaratıyordum. Bir de, Alice Harikalar Diyarında öyküsü benim her zaman korktuğum ama deli gibi ilgimi çeken ve kendimi içinde hissetmekten büyük keyif aldığım bir öykü olmuştur. Gözlerimi kapadığımda Alice olurdum ve onun değil, kendi dünyamın şekillenmesine izin verirdim. Resim yapmak gibidir bu hayal oyunu. Dilediğiniz ne varsa koyarsınız resminize, istediğiniz renkleri kullanırsınız, istediğiniz kişiler ya da canlılar vardır etrafınızda. Hatta siz de hayalini kurduğunuz 'siz' oluverirsiniz. Belki özel yetenekleriniz bile vardır; bir yıldız tozu üflemeyle göklerde uçmaya başlarsınız.:)
Dün şu filmi izledim de, demek ki içimdeki öz bu hayalleri yaşayarak, gerçekliğine sığınıyormuş kimi zaman. Özlediği gerçeğine ulaşmak için beni dürtüklüyormuş belki de. Özetle; kuantum fiziği belgeseli denilebilir bu film için. Kuantum fiziğinin ruhsallıkla örtüştüğü, birbirlerini reddetmediği, birçok bilim adamı(kadını) ve kendini Ramtha'nın kanallığı(medyumu) olarak belirten J.Z. Knight'ın açıklamalarıyla adeta bilgi ve sezgi bombardımanına tutulduğunuz çok çok özel bir kurmaca-belgesel. Kurmaca kısmında, bir kadın karakterin içsel yolculuğunu izlerken, ben de aynı yolculuğun kendime ait kısmında bir yolcuydum. Alice dünyam yeniden açıldı önümde. Unutmuşum ve özlemişim bu hayalimi. Film ile o hayallerime yeniden dönmek ve üstelik bunların bilimsel bir dayanağı olduğunu öğrenmek hem şaşırttı hem de sevindirdi beni.
Her neyse efendim, asıl bahsini etmek istediğim konu başka. Daha önceleri adını ve çalışmalarını yarım kulak duyduğum fakat o zamanlar -nedense- hiç ilgimi çekmemiş olan bir bilim adamı; Japon Prof. Dr. Masaru Emoto. Önemli bir çalışması, izlediğim bu filme konu olduğu için hakkında daha detaylı araştırma yaptım. Kendisini suyun moleküler değişimiyle ilgili yaptığı çalışmalardan veya kitaplarından duyanlarınız olmuştur. Su kristallerinin dış etkilerle nasıl şekil değiştirdiği anlatılıyor bu çalışmalarda. Çeşitli türlerde müzik dinletilen su kristallerinin değişen şekilleri görülmeye değer. Ve bir de suyu kelimelerle etkilemek meselesi var. Bu benim gerçekten çok ilgimi çekti.
Çalışmalarla ilgili bilgilere ulaşmak için Emoto'nun "Emoto Peace Project" sayfasını ziyaret ettim ve orada Türkçe'ye çevrilmiş olan Suyun Mesajı kitabının çocuk versiyonunu gördüm. O kadar güzel anlatılmış ki.

Mesela bakın burada su şişelerinden birinin üzerine "TEŞEKKÜR EDERİM" ve diğerine "SENİ APTAL" yazılıyor. Farkı görebiliyorsunuz değil mi?
Ve bunlara da "BARIŞ" ve "SAVAŞ" yazıları yapıştırılarak denenmiş. Sonuç mükemmel.

"SEN GÜZELSİN" ve "SEN ÇİRKİNSİN" çalışmaları. Kendimizle barışık olmamız gerekliliğinin en net görüntüsü bu bence.

"UMUT" ve "UMUTSUZLUK"un harika bir sonucu...Emir ve ricanın önemi...Bu fotoğraf kitapta en sıradışı fotoğraf olarak geçiyor. Suyun üzerine "SEVGİ" ve "TEŞEKKÜR" yazıldığında, su kristali en görkemli kostümünü kuşanıyor.

Su, kendisine gösterilen şekillerden de etkileniyor. Bakın bu örnekte su şişesine kalp resmi çizilip yapıştırılmış. Sonuç; Muhteşem!


Daha fazlasını verdiğim linkteki kitapta bulabilirsiniz.

Şimdi tüm bunları yazmamın en özel sebebi şu ki; filmde şöyle bir cümle geçiyordu.

"Eğer suya bunu yapabiliyorsak, insanın ve dünyanın %70'i su olduğu düşünülecek olursa, bunlara neler yapmayız ki?"

Siz hâlâ düşüncenin gücüne inanmayanlardan mısınız?

13 yorum:

Bekriya dedi ki...

"suyun gizli mesajı " harika bir kitaptır zamanında kitapçılarda çok aramış zar zor bulmuştum bir çırpıda da zevle okumuşum.

mucize sandığımız şeyler aslında varlık farkında değiliz.

düşüncenin gücüne bu sıralar daha da bir inanıyorum valla :)

jazzistan dedi ki...

Nefis bir filmdir hakikaten. Hatta eminim ikincisi de ilginizi çekecektir. What The Bleep:Down The Rabbit Hole

Goddess Artemis dedi ki...

Bu iki filmi, yani What The Bleep Do We Know ve What The Bleep: Down The Rabbit Hole'u yaklaşık 1 yıl önce tavsiye etmiştim.

Bu iki filmin yanı sıra Zeitgeist The Movie'yi de izlemenizi ısrarla öneririm. Hatta ardından da, devam filmi olan Zeitgeist Addendum'u da.

Brajeshwari dedi ki...

insanlar bu film ile vucutlarindaki suyunda farkia vardı.Bedenimiz bizden farklı değil ki, sözcüklerin etkisinde kalmasin..

çok güzel bir filmdi.Goddess Artemis'in tavsiye ettigi filmleri de tavsiye ediyorum Gevezecim..

Bu arada bende bir mimiin var :)

sevgiler

Geveze Kalem dedi ki...

Tamam tamam anladım, geriden geliyorum.:)) E ne yapayım daha yeni duydum filmi. Film vizyona girdiği yıl ben kucağımdaki bidicik bir bebeğin dünyasına kapatmıştım kendimi. Eh 2 yılı biraz geçtik, yuvaya muvaya başladı derken yeni nefes almaya başladığım söylenebilir. Tamam mıdır, bu bahanelerim yeter mi?:D

Şimdi,
Evet Jazzistan, o filmi de listeme aldım ama henüz bulamadım. Teşekkür ederim.

Artemis, diğer tavsiyeni şimdi search ediyorum hemen. Bulursam sepete atacağım.;-)

Burcu, heyoo mim mi var?:)

sardunya dedi ki...

Aynı günlerde aynı yollardayız diye şimdi de burdayım:) bak: http://sardunya.blogspot.com/2009/01/ksmet.html

şule dedi ki...

düşüncenin gücüne inanmamak mümkün mü? ama bu su mesajlarini gorunce bir kez daha "yeterince kullanmiyoruz bu gucu" dedim kendi kendime...

ebru dedi ki...

ya ben bunun belgeselini izlemiştim sema, ama yıllar önce sanırım. hatırla devam ediyor ama yavaş, seni bekliyorum sanırım.

Abi dedi ki...

su şişelerinin üzerinde yazan etiketlerle nası oluyo acaba bu iş.? mesela erikli yazan şişenin içindeki kristaller, eriğe benziyo olabilir mi? şakaydı.. kızmadın di mi?

PrimaRima dedi ki...

Çok ilginç...yüzde yüz düşünce gücünü okuyunca çok etkilenmişdim bir kaç olay yaşamışlığımda oldu ben inanıyorum düşünce gücüne ama fazla uygulayamıyorum nedense.

jade dedi ki...

bunu biliyordum, aslında biraz dikkatle yaşasak çok değişiklikler olabilir...

Cocukla Cocuk dedi ki...

düşünce gücüne kesinlikle inanıyorum, geçenlerde GeCe de bahsetmişti bilim adamından ama çocuk kitabından haberim yoktu. Çok teşekkürler paylaşım için.

Geveze Kalem dedi ki...

Şule;
Ne yazık ki daha birçoğumuz farkında bile değil. Ama sanıyorum herkesin tekâmül süreciyle ilintili bu durum. Mesela ben ancak yolu yarıladığımda fark edebildim bunları. Mümkün olduğunca kullanabilmeyi seçiyorum bundan sonrasında.
Sevgilerimle...

Ebruşum, ben 'Hatırla'yı pas geçtim.:)))

Abi;
Ay ne kızacağım, kahkahalarla güldüm.:))) Ama bak beni de bir düşünce aldı şimdi; sadece suyun markası değil, başka şeyler de yazıyor. Mesela "soğuk içiniz" yazmasına rağmen yaz sıcağında hiçbir içecek -dolaptan çıkmamışsa- soğuk olmuyor yani.:)))

PrimaRima, bir de şu son postta sözünü ettiğim Şimdi'nin Gücü'nü okusana. Ben de bilmiyorum detaylarını, okuyacağım ama zaten yazılanları çok öncelerden bildiğime dair bir his var içimde.;-)

Jade; peki neyi bekliyorsun?;-)))

Çocukla Çocuk, ben de GeCe'nin o yazısını okuyacağım ve bilgilendirdiğin için teşekkür ederim. Ben bu çocuk kitabını renkli çıktı olarak kartona alıp, Barış'a kitap olarak yapmak istiyorum.;-)