Neden Kendimize Mektup Yazmıyoruz ki?

|


Sabah bizim kuzu kahvaltısını ederken ben de bir kahve alayım kendimi açayım dedim, geçtim bilgisayar başına. Belli bir amacım yoktu, maillerime baktım.

Niyeyse bir gönderide gözüken ismim rahatsız etti beni. Hiç sevmediğim şeydir; adım ve soyadım küçük harfle yazılıydı. Bu adres yahoo adresi ve bunu çok yıllar önce eşim açmış benim için. O zamanlar şirket mailini kullanıyordum, sonradan buna döndüm. Ama ayarlarını kendimce düzeltmeyi hiç düşünmemiştim.

Yahoo'yu biraz karıştırayım dedim, yeni sürümü yükledim. Bir de ne göreyim, ben sahiden milat öncesi posta kutusu kullanıyormuşum meğer.:) İnsanlar beni bir şeylere davet etmiş, profilimde blog yazılarım çıkmış, yaklaşık 1 yıldır kullanmadığım msn'e birileri beni eklemiş, sayfamı birileri ziyaret etmiş, kimi arkadaş listesine eklemiş kimi gözatıp kaçmış vs. vs. vs. Yani hiçbir yerde özelimiz yok anlayacağınız.:)

Her neyse konu bu değil; uzunca bir karıştırma sürecinden sonra adımın ve soyadımın baş harflerini büyük olarak düzelttiğimi düşünerek bir deneme yapmak istedim. Diğer bir mail adresime bu adresimden mail gönderdim. Hiçbir şey yazmadan gönderebilirdim ama ben yazmak istedim.

"Günnayyydıııın Sema! :) Bugün harika bir gün biliyor musun? Sen mutlu, huzurlu bir yaşam süren bir insansın. Hiçbir konuda korkuların yok. Hem zaten yaşadığın her şeyin dualiteden ibaret olduğunun farkındasın, bunu seçmiştin hatırlasana!;-) Şimdi, seni yine harika bir gün bekliyor. Sakın etrafa şöyle bir göz gezdirip, bugünü yaşamak için nereden enerji bulacağını falan düşünme. Sen her şeyin üstesinden gelebilirsin. Hem zaten ben senin enerjine hayranım!!!:)))

Seni seviyorum. Haydi bakalım gün seni bekliyor, kalk ve ona harika şeyler yaz.;-)"

Sabahın köründe sen kalk, kendine mail at! Olacak iş mi? E oldu ve de çok iyi oldu.:)

Bunu yaptığımı unutarak başladım günü yaşamaya. Sonra bir ara bizim kuzunun bilgisayarıma saldırdığını görünce, hemen kapatmak için girişimde bulundum ve baktım diğer mail kutuma yeni mailler gelmiş. Kapatmadan şunları bir okuyayım bari dedim. Listeye şöyle bir göz gezdirip Sema adında birinden gelen maili gördüm.:) Bu meseleyi o kadar unutmuşum ki, kim bu yahu dedim. (Not: Küçük pencerede soyad görünmüyordu.)

Maili açarken durumu kavradım nihayet. Ama yine de okudum. O kadar iyi geldi ki anlatamam. İnsanın kendisinden kendisine posta ulaşması ne güzel bir duyguymuş.:) Günüm o andan sonra harika gitmeye başladı, hâlâ da öyle. Enerjime diyecek yok! :)))

Bir arkadaşım anlatmıştı, bir dönem ciddi bir depresyon dönemine girmiş. Kendini o kadar yalnız hissediyormuş ki, moral bulmak için kendi kendine mail göndermeye başlamış.

Bunu bana olumsuz bir durum olarak anlatmıştı ama bence farkında olmadan iyi bir terapi yöntemi bulmuş. Tabii bu ne yazdığıyla bağlantılı...

Ben bu işi sevdim; artık zaman zaman kendime mail göndereceğim. Hatta işin suyunu çıkarıp bir yerlere yazılı kâğıtlar da saklayabilirim.:) Hoş bir sürpriz olur bence.

Tecrübeyle sabittir, deneyiniz. ;-)

(Not: Hâlâ adımın ve soyadımın başharflerini büyük olarak değiştirmeyi beceremedim. Hayat bazen ne tatlı oyunlar oynuyor.:))



11 yorum:

Bekriya dedi ki...

süpersin yaw cidden iyi yapmışsın :)

benim de bazen dosyaları bir mailden diğerine aktarmam gerekiyor mail yoluyla yapıyorum mail kutusunu açınca aa biri bişey yollamış diyorum saf saf :)

Geveze Kalem dedi ki...

Bekriya, senin hızına bayılıyorum!:))
Ne tuhaf bir duygu değil mi? Kendimiz kendimizi ne kadr görmezden geliyoruz demek ki...
Sevgiler...

Kedila dedi ki...

Kendi kendine konuşmaktan farklıymış, anladım. Kendinle konuşmak aynı tarafta oluyor ama kendin yazmak kendine karşıdan bakmak oluyormuş..
Kendime yazmak lazım.

Sevgiler.

Geveze Kalem dedi ki...

Kedila, bu açıdan düşünmemeiştim, haklısın.
Kendi kendime konuştuğumda genelde 'söyleniyor' oluyorum. Ama kendime yazdığımda duymak istediğimi dile getiriyorum. Sanırım bu herkes için aynıdır.

Aslında düşündüm de, insan kendine yazdığı zaman geleceği alıp koyuyor önüne. Kim gelecekte kötü şeyler yaşamak ister ki? Ama kendi kendine konuştuğu zaman çoğunlukla geçmişi didikliyor. Bir dakika öncesini bile kendine anlatıyor olsa, geçmiş geçmiştir en nihayetinde. Geleceğe yazmak daha pek çok ayrıntı düşünüldüğünde harika bir şey.:)

Belgin dedi ki...

Gevezem, bizler gelecekten beklediklerimizi bir mektuba yazsak, imkani var mi bilmiyorum ama, mesela bir ay, alti ay, iki yil sonra, bu mektuplar bize otomatikman gönderilse: bu mektuplar elimize gecince ne düsünürdük acaba? Beklediklerimiz, istediklerimiz oldugu icin mutlu mu olurduk, yoksa olacagini bilsem daha fazlasini isterdim diye, hayiflanirmiydik?

Insanin kendisine mektup yazma fikri cok güzel:))

Sevgiler

Geveze Kalem dedi ki...

Bence gönderilmesin Belgin. Yani biz sadece geleceğe mektup yazalım, gerisini umursamayalım. Hatta yazdığımızı bile unutalım. Çünkü unutmazsak, mektup gelecekte elimize ulaştığında hayatımızda nelerin değişip değişmediğine odaklanırsak, -bizler insanoğlu olarak kötüye kafa yormaya çok eğilimliyizidir- geleceği de o kötü hislerimizle karaya boyarız.
Bence biz pembe hayaller kurup salalım evrene.:)

Abi dedi ki...

insanın bir gün kendine bir mail atması güzel ama arkadaşın gibi bunu yalnızlıktan dolayı alışkanlık haline getirip sürekli kendi kendi mail atmaya başladın mı, balatalara bir baktırmakta fayda var derim ben.. tutmaz o frenler sonra.:)
sevgiler.

Geveze Kalem dedi ki...

Aman be Abi, bıktım valla fren yapmaktan zaten. Arada tutmazsa ne alâ.:)

ebru dedi ki...

ya evet, harika bir iş yapıyorsun. ben şimdi komşuda pişme işine girişip, o kendine yolladığın/yollayacağın ilham veren maillerden cc istesem çok mu olurum abaca???? azı çoğu bak artık sen:-)

PrimaRima dedi ki...

yapdım bende, kendıme maıl attım, ıyıkı yapdım, zevklı oldu motıve ettım kendımı heheh:)

Geveze Kalem dedi ki...

Ebru, şimdi yanımdasın ve bu konuyu konuşuyoruz.:) Ben sana ne diyeyim yahu?:))

Prima Ebru, :))
Ne güzel! Aman dikkat adımız deliye çıkmasın.:)