Siz Kaç Kişisiniz?

|

Ben kaç kişiyim bilmiyorum. En temelde, anne, eş, çocuk, kardeş, arkadaş... ve hatta sizlerin tanıdığı Geveze Kalem... Ama ben bunlar değilim; ben 'Ben'im!

'Ben' dediğimde, beni anne, eş, çocuk, kardeş, arkadaş olarak tanıyanlardan çok daha fazla ve çok daha kendine özgü bir kişilikten bahsettiğimi biliyorum. Ama sorun şu ki, bunu diğerleri bilmiyor. Beni kendi tanımladıkları çerçevede görmeye alışık oldukları için (ki bu çerçeveyi çizenler de kendileri nihayetinde), aslında en temelde bana ait bir davranışımı gördüklerinde rahatsız oluyorlar. Çünkü o çizdikleri çerçeveye bu davranış biçimimi kodlamamışlar.

Velhasıl karmaşık birçok cümlenin özü şudur ki; ben, onlarca, yüzlerce parçaya bölünmüş bir aynayım. Sizdeki parçama bakıp, beni o sanıyorsunuz.


Bunu ben de başkalarına yapıyorum, bile bile. Sanıyorum ki kızdığım, sevdiğim, beğendiğim, eleştirdiğim o insanların tüm bu davranışları sadece kendilerine ait. Halbuki ne de iyi biliyorum elimdeki bir parça aynaya baktığımı... Kızdığım, eleştirdiğim, üzüldüğüm davranışlar gördüğümde o aynaya bakıp "ayna ayna güzel ayna, söyle bana ne anlamam gerekiyor bu durumdan?" diye soruyorsam da, ayna hep suskun kalıyor. Ama güzellikler karşısında, bir ucu bana dayanan sözleriyle bülbül gibi şakıyor.


Ben aslında bunları yazmayacaktım. Akıl almaz bir şekilde hızlı geçen şu hafta, binbir parçaya bölünüp, binbir işi halletmek zorunda kaldığımı, halledemediğim daha binlerce işin beni beklediğini, yarın akşama kadar tüm bunları halletmek zorunda olduğumu ve cumartesi sabahı itibariyle deniz, kum, güneşe kavuşup, tam tanımıyla 'malak' gibi yatmak istediğimi ve 1 hafta boyunca yalnızca dinlenen adam kişiliğimi yaşatmak istediğimi söyleyecektim.:)

Görüşmek üzere...

8 yorum:

ozgurruya dedi ki...

Her bir insanın başka insanda ona göre çizdiği bir sınır mutlaka oluyor. Ama bu sınır iki taraflı. Yani bu sınırı sadece karşıdaki çizmiyor. Bizler de o insanın sınır çekmesini sağlayacak davranışlarda bulunuyoruz. Yani sadece belli bir kalıp içinde davranıyoruz. Diğer "ben" inimizi ya da diğer "ben" imize ait davranışları sergilediğimizde farklı bir durum oluşması normal bir durum aslında. İnsanları yavaş yavaş, farkettirmeden alıştırmak lazım diğer "ben"lerimize de.
Sevgilerimle...

sufi dedi ki...

Onlarca yüzlerce parçaya bölünmüşse o ayna, bölünmüş parçalarından biriysem ben, ben de senim; huylarım tercihlerimle,hayallerimle...bir diğeri de kızgınlığı, eleştirileriyle yine sen.Bülbül gibi şakıyan da, herşey herşey sen.Kırılmış parçaları toplayıp birbirine kırıldığı yere yapıştırmaya çalışıyorsun şimdi, topluyorsun kendilerini kendinde, anlaşılan ben de kavuşacağım bir hafta denize senle.Ohhh Dinleneceğim işte...

özlem dedi ki...

Ben bu yazıyı ayakta alkışlarım, çünkü ben de aynı senin gibiyim.
Ayrıca hiç de geveze değilsin, seni okumka güzeldi:)
Sevgilerimle...

Ayşe dedi ki...

çok sevindim,''ben ben'im'' demişsin...
bunu duymak çok güzel.

iyi tatiller diliyorum sana.
sevgiyle.

Ünver dedi ki...

Tatil siparişi;

* Benim için akşam 6 sularında buz gibi bir şişe bira içmeyi unutma;

* Benim için dalgalarda oynamayı unutma;

* Benim için sahilde midye toplamayı unutma;

* Benim için mis gibi iyot kokusunu içine çekip "ohh be tatil ne güzel" demeyi unutma!


Çok güzel bir tatil diliyorum.

Sevgiler.

Abi dedi ki...

tatile kaç kişi gittin?
:)
şakaydı...
ii tatiller..
mutlu ol.ii eğlen...
sevgiler.

Tabiat Ana dedi ki...

:)
iyi tatiller

Geveze Kalem dedi ki...

Sevgili Özgürrüya, bir bakıma haklısın, başkalarının hakkımızda sınır çizmelerine neden olacak şekilde sınırlı bir 'ben'le yaklaşıyoruz onlara. Biz her alanda, herkese karşı 'biz' olabilsek...
Sevgiler...

Sevgili Dilek, bu yorumunla ne güldürdün beni.:)) Dün Olimpos'un şahane denizinde yüzdük; bir yanımız tanrıların dağı, diğer yanımız sonsuz deniz, ayaklarımız bembeyaz taşların enerjilerine kapı olmuş, tüm bedenimiz berrak suyun içinde hücre hücre eriyordu, sen de hissedebildin mi?:) Çam ağaçlarına dokunduk, selam durdular önümüzde, şefkatle baktılar sıra sıra... Birçok günler dün gibi güzel burada...
Sevgilerimle...

Sevgili Özlem, senin blogunda yorum olarak bırakmıştım şu cümleleri, burada da yineleyeceğim; uzun zamandır rastladığım en güzel blog. İlk fırsatta yazılarında yeniden yolculuğa çıkacağım.
Sevgilerimle...

Sevgili Ayşe, mailde dediğimiz gibi.;-)

Sevgili Ünver, siparişlerini gitmeden önce not etmiştim ama plânlarda şöyle bir değişiklik oldu;
*Akşam 6'da minik kuzumun banyo yapmak istemeyen çığlıklarıyla boğuşuyorum,
*Dalgalı denize bir türlü denk gelemedim, her yer sütliman,
*Sahilde midye yerine birbirinden güzel kaymak gibi taşlara denk geliyorum, büyükçe bir torba topladım, artık nasıl bir tasarıma katkı sağlarlar bilemiyorum,
*İyot, toprak ve ağaç kokusunu ciğerlerim patlayıncaya kadar içime çekip, oh be insan olmak ne güzel, diyorum.:))
Buz gibi biralar gece vakti, çoluk çocuk uykuya dalıp da kendimi sessizliğe salıverdiğimde içiliyor, merak etme.;-)
Sevgiler...

Sevgili Abi, bir ben, bir de bende var benden içeriyle birlikteyiz.:))) Teşekkürler ve sevgiler...

Sevgili Tabiat Ana, teşekkür ederim. Sevgiler...