'Yok'a doğru bir garip yolculuk

|

Ne farkı vardı bugünün dünden? Ya da ne farkı olacak yarının? Veya bir sonraki, hatta bir sonraki günün?... Hep bir şeyleri bekliyorum. Hafta sonu bayram dediğinizi duyar gibiyim, doğru. Şimdilik onu bekliyorum, çok ümitli değilim gerçi farklılığından ama olsun, şimdilik ilk bekleme istasyonum haftasonu ve bayram tatili.

Sonra neyi bekleyeceğim birbirinin benzeri bu günler boyu?

Sırada 29 Ekim Amasra gezisi var, farklılık kategorisinde hiç de fena bir yere sahip değil. E o da bitecek, sonra? Oğlumun artık ilk adımlarını -ben desteksiz- atmasını bekleyeceğim, arada net bir şekilde 'anne' demeyi de sıkıştırsa hiç fena olmaz.

Sonra? Muhtemelen katıldığım bir öykü yarışması sonucunu beklerim o sıralar. Ve o dönem yılbaşına denk geliyor, onu da beklerim herhalde. Ama nasıl beklerim kimbilir? Yaklaştıkça, 'naapıcaksınız yılbaşında?' soruları kasacak beni yine. Çok ihtimalimiz yok çünkü. Oğlumuzla beraber olma isteği, bir yerlerde eğlenme isteğiyle çakışıp, arada kalmışlık 'off!'larla geçen günlere sebep olacak ve en sonunda çerez, tv, bilgisayar, 12'de öpücük organizasyonuyla sonlanacak o gecemiz de. Hatta bütün bir 31 Aralık gecesi boyu, ertesi gün olmasını bekleyeceğim. Çünkü artık 'o gün ne yapacağız?', 'bu gece niye bunları yapmak zorundayız?', 'ne zaman daha renkli bir yılbaşı organizasyonuna katılma şansımız olacak?' gibi soruları kafamdan savuşturmuş olacağım.

Tabii aynı dönemde bir de kurban bayramı meselesi var, yine sıkıntıyla beklenen bir başka gün gurubu.

E o da geçecek, sonra?

Genel olarak ilk önce karın yağmasını beklerim herhalde, sonra bitmesini, sonra havanın ılınmasını, güneşin yavaş yavaş kendini göstermeye başlamasını, ağaçların çiçek açmasını, baharın yerini yaza bırakmasını, doğum günümü, yaz tatilini, oğlumun doğum gününü, havaların biraz serinleyip nefes aldırmasını, sonbaharı, yılbaşını, kışı...

Sonraki yılı, daha sonraki yılı, daha daha sonraki yılı...

Neyi bekliyoruz aslında biz?

Beklemenin öznesi mi umut?

Yoksa tüketmek mi aslolan?

Aslında her bekleyiş geridekiler hanesini çoğaltırken, çalmıyor mu gelecekten? Özne 'umut' olsa da ne fark eder? Bitiyor işte! Bitiriyoruz, tüketiyoruz... 'Yok' a doğru bir garip yolculuk bu.

Az önce oğlumu uyuturken ağladım, sessiz sessiz ağladım. Yine o küçücük eli, hayat olup doldurmuştu avcumun içini. Sımsıkı sarıldım. O ânın tükenmemesini ister gibi sımsıkı asıldım minik parmaklarına. İçimi en acıtan tarafı bu tüketmenin. Onun geçmişinin her güne eklenerek arttığını görmek, mutluluk verdiği kadar sızlatıyor kalbimi.

Bencilce...Her annede olduğu kadar... 'Hep yanıbaşımda olsan keşke,' dedim.

Onun geçmiş hanesinde ikinci bir ben olsam, yatak serip uyusam. Gerçek ben onunla bu günü yaşarken, diğer ben tekrar tekrar doysa onunla geçmişe, istediği güne gidip yeniden yaşasa.

Ne çok derdim var geçmişle, bugünle, yarınla... Bazen diyorum Nurcan olsam, dünü, bugünü, yarını boşverip, nerede istersem orada yaşasam.
Daha az sızlar mı acaba kalbim?...

4 yorum:

Butterfly dedi ki...

Tüm yazıda sordugun butun soruların cevabını aslında bu cumleyle vermısın, "mutluluk verdıgı kadar sızlatıyor kalbımı" beklemek de kanatır ne yazık kı, ancak ınsan beklerken de ogrenıyor! Cunku yasamın o dongusu var ya hanı, ınsanı hıc rahat bırakmıyor! Bır de yenı bır dunya var yanıbasında, buyuyen,degısen,sasıran,sasırtan bır dunya! Ve emın ol, en cok onlar ogretıyorlar! Bencıllık mı demıstın! Annelık duygusu ıle sereflenen kadınlar becıl olmayı ogrenemezler! Yazılarını yavas yavas okuyacagım, hepsı ıcın bır gecem yetmez:) bana yazıdıgın yorumlarıda daha uzun bır zamanımda uzun uzun yanıtlayacagım, ama sımdı yayın evının benden bekledıgı duzeltmelerı yapmam gerek. Tanıstıgıma sevındım! Sevgıler n.

'Annem'in kalemi... dedi ki...

Olmadı ama Butterfly'cığım, sen şimdi 'yayınevi', 'düzeltme' falan dedin, izini sürmem için bir neden daha verdin.:))
Hem çocuk gelişimi uzmanı hem yayınevi falan diyor, e ben daha ne yapayım? Salıp kendimi sanala peşinde dolanayım!:))

ss dedi ki...

olacağı değil, umut ettiğimi değil, sadece zamanı beklemek. getirdiklerini değil, götürdüklerini değil sadece ve sadece kendisini beklemek. böylece güçlü oluvermek ona karşı. umurunda olmadan getirip koyduklarına, ya da alıp, savurduklarına. her şeye hazır yani. çünkü biliyorum ki ben ayrıcalıklı olmayacağım. hüznü de sevinci de diğer insanlara taşıdığı kadar taşıycak bana da! ama ben diğer insanlardan farklı olmayı seçicem, zamanı öylece beklerken...

'Annem'in kalemi... dedi ki...

Seni tanımamı sağlayan, Butterfly'a yazdığın kısacık bir cümlenin etkisiyle şunu söyleyebilirim ki;
Gelecek öyle hızlı yağıyor ki üstüme, geçmişi kurtarma çabam bir kaplumbağa hızında. Bu koşuşturma içindeyse farklı olabilmeyi denemek olabildiğince zor. Varsa benim bir farklılığım birçoklarından, farkındalığımdır yalnızca. İşte bu en fazla acı veren aslında...