Sobe!

|
Sevgili Yıldız Yağmurları beni çok keyifli bir konuda sobelemiş. Valla sanki ünlü bir köşe yazarı olmuşum da, Ayşe Arman bu fırsatı kaçırmamış, ta kalkmış Dubai'lerden gelmiş, evimin en renkli köşesini bulup benimle sarmaş dolaş sarılı 'şımarık' pozlar vermiş, araya da 3-5 soru sıkıştırmış gibi havaya girdim desem yeridir. :-)

1-Blog yazmaya ilk ne zaman başladım?

Sevgili ablacığım uzunca bir süredir yazdıklarımı düzenlemem, blog ortamında biraraya getirmem konusunda ısrar edip duruyordu. 'E peki bari,' deyip Mart 2007'de kendi ismimle bir blog açtım ama Temmuz ayına kadar oraya nokta dahi koymadım. Sonra dedim ki yahu ben oğlum için blog yapayım asıl. İtiraf etmem gerekir ki o zamana kadar bir blog görmemiştim. Kararı alır almaz hemen bir blog bulup inceledim ve kendi bloğumun ismini Barış'lı Günler olarak değiştirip yavaş yavaş düzenlemeye başladım. Aynı sıralarda sadece öykülerimin yer alacağı başka bir blog açtım. Bana sanki kimsecikler orayı bulamazmış gibi gelirken bir gün Yıldız Yağmurları adında biri yorum bıraktı.:-) Ben de Yıldız Yağmurları'nın bloğunu inceleyip onu takibe aldım.
Baktım ki öyküleri koymak pek akıllıca değil, kısa bir süre sonra orayı kapattım. Barış'lı Günler'le blog yaşantıma devam ederken bir gün yazılardan birine şu cümleler sıkıştı: ''...Daha önce nerede yazmıştım hatırlamıyorum (bu geveze kalem durmadan bir yerlere iz bırakıyor. Hımm, 'geveze kalem' güzel bir blog adı olarak duyuluyor.Hemen bu adla bir blog açmalıyım, nasıl olsa birikimlerimi düzenleyeceğim vaktim olduğunda çarşaf çarşaf dolacaktır, ahh o gelmez vakit...''
Açtım. Ve yine kimse görmez nasılsa derken sevgili Yıldız Yağmurları beni burada da buldu.:-) Zaten onunla bir süredir yazışmaya başlamıştık, onun bloğuna epeyce zaman yazı eklemediğini görüp ilk yazısında daha sık güncellemesi dileğinde bulunmuştum. Derken siz diğerleri de geldiniz ve bu blog 'özel alanım' olmaktan çıktı. İyi ki geldiniz, gerçekten çok mutlu ettiniz.:-)

2-Blog yazılarımın konusunun belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum, yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?

Belli bir çizgiye önem veriyorum ama yazarken içimden geçen cümlelere yasak koymuyorum. Zaten iki bloğa sahip olmak bu açıdan beni daha özgür kılıyor, burada yayınlamaya uygun bulmadıklarımı kılıfına uydurup Barış'lı Günler'e ekliyorum. Burası biraz 'ağır abi' takılıyor anlayacağınız. ;-) Şimdi buraya rengarenk 'bakın yılbaşında nasıl eğlendik,' postu pek yakışmaz herhalde. :D

3 -Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?

Tabii ki ediyorum! Sonuçta buraya ayırdığım zamanı ayırmıyor olsaydım elim kolum bağlı öyle oturuyor olmayacaktım, mutlaka bir şeylerle meşgul olacaktım. Çoğunlukla Barış uyuduğu zamanlar bloglarla buluşabiliyorum, bazen de Barış belli bir şeyle çok meşgulse. Bu bloğa yazı eklemek için en çok evle ilgili işlerden feragat etmeye bayılıyorum. :D

4 -Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı ?

Yok canım, ne artan bekleyişi! Zorunluluk dersen o da sadece kendi adımadır. Mesela Barış'ın bloğunda kendimi, onun gelişimlerini aksatmadan yazmak için zorluyorum. Geveze Kalem'deyse aklıma gelen yazılası konuları cümleler soğumadan yazıya dökebilmek istiyorum. Burası benim için gerçekten karalama defteri. Paylaşıma açık olması da işin bonusu. ;-)

5 -Blog yazmayı ne kadar sürdüreceğim?

Blog yazmanın önüne daha güçlü bir şeyler geçmediği sürece yazarım herhalde. Mesela öncelikle başıma büyük bir sıkıntı gelmediği sürece, sağlıklı olduğum sürece, blogspot hayatını devam ettirdiği sürece, blog dünyasından birileri kafamın tasını attırmadığı sürece ve yazma eylemimin başka bir kanalda, buraya ayırdığım vakti bile çalacak kadar yoğunlaşmadığı sürece yazarım herhalde.


Sevgili Yıldız Yağmurları benim de pek merak ettiğim bir konuya değinmiş sobe yazısının sonunda; acaba bu ilk kimin aklına geliyor da atıyor ortaya merak ediyorum demiş. Ben de merak ediyorum ve şimdi kendimce bir deneme yapacağım:

''Eğer her gün kullandığınız zeytinyağı şişenizin kapağını açtığınızda içinden bir cin çıksaydı ve hayatınızda memnun olmadığınız bir şeyi değiştirebileceğini söyleseydi, neyi değiştirmesini isterdiniz?''

Bakalım bu sobe dönüp dolaşıp bana gelecek mi? :)) Yeni tanıdığım Elektra'yı, sevgili Sardunya'yı ve Sessiz Balık'ı bu konuda sobelemek istiyorum.

11 yorum:

Mücevher Kutusu dedi ki...

Çabukcak döndüğün için çok teşekkür ederim.

Blog dünyası insanı içine aldımı bir daha bırakmıyor. İnsan yazıp paylaştıkça rahatladığını hissediyor. Umarım yazmaya uzun süre devam ederiz

Butterfly dedi ki...

sevgili Selda, aceleden hızlıca okudum ama gece geç vakit eve döndüğümde çayımı alıp yeniden okuyacağım, sen hep yaz olur mu? seni okumak bende soft bir tad bırakıyor.

Butterfly dedi ki...

kontrolsüz yorum yazarsam bidaha iki olsun:( özür yaaa, Sema'cığım at beni blogundan, adımı bile doğru yazamadın diye:) ama deki neden? önümde tam 14 kişiyi nasıl memnun edicem ben bu ders programıyla diye bagırırken yazdım, sonra açıkta kalan bir derse hoca bulamadım napacamm benm kim verecek bu dersi diye düşünürken:(( off off, bağışla- ben olsam affetmezdim biliyorum-:)

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Sema'cım işte böyle benden kaçış yok, radarlarım arar bulur hemen beni saracak satırları. Ama senin öyküne birde benim açımdan bakalım mı, Yıldız Yağmurları'na kendimce hikayeler yazarken acaba başkaları da varmı diye arıyordum, derken senin o iki hikayene açıldı bir gece aniden kapılar, tadı damağımda kaldı bilesin bir kerecik okudum sonra bir baktım yok uçmuş gitmiş:))) ama haklısın arkadaşım orada gerçekten verilmiş bir emek var, kötü niyetle kullanıma açık bir alanda istenmeyen ve seni üzücü sonuçlar yaşamandan iyidir bizim mahrum kalmamız. Bak ne iyi olmuş buluşmamız diğer arkadaşlarımızla yazışıp gidiyoruz değilmi?

Sema'cım iyi ki başladın yazmaya gerçekten her satırını keyif alarak okuyorum keşke her gün yeni bir yazı atsan diye bekliyorum ama biliyorum Barış'cık izin vermez. Yahu buda mektup gibi bişey oldu neyse arkadaşım Kendine çok iyi bak, yazmaya devam et. Renkli Günler…:)

Not: ben bu yorumu yazmaya başladığımda hiç yorum yoktu ben eklemeyi başarana kadar ( yorum gönder yine çıkmadı bir türlü) üç yorum gelmiş, Sevgili Mücevher Kutusu ve Butterfly, belediye otobüsüne binmeye çalışırken beni tutup önüme geçmişsiniz gibi bir hisle kalakaldım.. sevgiyle:)))

Geveze Kalem dedi ki...

Mücevher Kutusu, teşekküre ne gerek var, umarım bir yararım olur.:) Evet, gerçekten içine aldı mı bırakmıyor. Bakalım nereye kadar devam edeceğiz.;-)

Butterfly,şu soft tad bırakan Selda kimmiş söylesen de biz de akşam çayımızı alıp okusak.:))) Ay çok hoşsun arkadaşım, yanlış yazarsan yorumunun altında gördüğün çöp kutusu var ya, ona basarsın silinir gider.;-) Hem özürlük bir durum yok ki, ama komik olmuş kabul etmek gerek.:D Ay şu yarıyıl tatili gelse de biraz dinlendiğini görsem. Aaa bak o zaman her gün bir yazı, üstüne mailler bekliyorum ona göre.:))

Dilek'çiğim bu bloglarımıza da zaman zaman öyküler koyuyoruz ama bunun paylaşıma açık olduğunu bilerek çok da umursamıyoruz belki de. Açıkçası ben başka amaç için yazdığım öykülerimi oldukça ince eleyip sık dokuyorum.

Senin ilk okuduğum öykün Ela Hanım'ın yazamamakla ilgili sıkıntılarıyla alaklıydı yanılmıyorsam. O zamanlar kızının da adının Ela olduğunu bilmiyordum.(Hatta kızın olduğunu da.)
Sanki çok önceki zamanlardan bahsediyormuşuz gibi yazışıyoruz ama şunun şurasında birkaç ay oldu.:D Demek insan bu kadar uzaktan da olsa samimi olabiliyormuş. Ben de her gün birşeyler yazailmeyi isterdim. Aslında Barış değil engel, her gün yazacak şey bulmak güç. Yani bu gün bunu yaptım, şunu ettim olmayacaksa yazılanlar, biraz birikmek gerekiyor. Keşke her gün bir sürü okunası şey yazacak kadar birikimim olsa.:(

Bu arada Butterfly da seni boşuna çekiştirip binmiş otobüse, yanlış otobüs olduğunun farkında değilmiş.:D

İkizler Burcu dedi ki...

Blog adına dikkat lütfen!:-))
Mail adresini bulamıyorum, ozozel@gmail.com'a bir mail rica ediyorum:-)

Butterfly dedi ki...

Soft olan senın yazındı yaff adını yazarken aklımdan Selda'yı aramam gerek unutmamalıyım dıyordum oraya selda yazmısım:( sımdı eve geldım yenı, okuyacagım tadına vara vara ama sana bır kotu haber, benım yarı yıl tatılım yok kı, bızde dersler kesıldı yarın fınaller baslıyor ve tam 15 gun ders yok sadece sınav var ve ben 10 adet kendı sınavımı yapmak ıcın bogusurken aynı zamanda da , 8 adet baska hocaların sınavlarına gozetmenlık yapacagım, ayrıca bu sınavlar 10 gun ıcınde ıkunup ınternet ortamında tum cocuklara ılan edılecek:( tamam tamam yorulma, ders olmadıgı ıcın belkı yazmaya fazla zamanım olur ama tabı bır de benım Mart'da gırecegım üds sınavının yaklastıgını dusunecek olursam degıl yazmak ve okumak, son bır ay bılgısayarımı acmayı bıle dusunmuyorum:((

ebru dedi ki...

sanırım benim ilk blog dostum olman adına blog dünyasına adım attığın için minnettarım:-))
uzuuun yıllar yazmak, yazışmak dileğiyle:-))

Geveze Kalem dedi ki...

Özlem çok hızlısın yahu!:)) semaksu@yahoo.com ekle bakalım.;-) Blog dünyasındaki bütün ikizler burcu olanları davet edelim. Ama her birimizin çift karakterli olduğu düşünülecek olursa bayağı kalabalık olacağız anırım.:D

Butterfly, bak bu olmadı:( Ben de tatilde alır çaylarımızı bol bol yazışırız diye hayal kurmuştum.

Ebruu bir şey diyeyim mi, blog dünyasından bana ilk yorum bırakan da sendin biliyor musun?:D Birinin bloğunda kitabının çıktığını okumuştum, hemen gelip yorum yazmıştım.:D Uzun yıllar yazışmak ve en nihayet görüşmek dileğiyle.;-) (Telefon dünyasına geçtiğimiz düşünülecek olursa, yakında görüşebiliriz de kim bilir?;-))

sessiz balik dedi ki...

semacım
güle güle kullan diycem de
resim koyu olduğu yerlerde yazılarını biraz örtüyor ama yine de okunuyor ,
beni sobelemişsin , ilk fırsatta yazıyorum sobeyi
onun dışında da blogun ve yazıların için ne desem ,bişey demesem , eksik kalmasından korkarım
sadece "iyi ki yazıyorsun , iyi ki buluşmuşuz"

Geveze Kalem dedi ki...

Tamam arkadaşım, şimdi hemen bahsettiğiniz detaya bir aydınlık getireciiiim. ;-)
Ben de 'iyi ki,' demek istiyorum. :D